Ekrem Çulfa Dr Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Terapistleri
  • Anasayfa
  • https://www.facebook.com/psikolojikdanismanlar
  • http://www.twitter.com/724psikoloji

Evlilik Terapistleri
Destek Hattı : +90 544 724 36 50

Tanışma ve Flört Dönemi
Tanışma ve Flört Dönemi Nedir? Kız ve Erkekler Bu Dönemde Nelere Dikkat Etmeliler.
Söz ve Nişanlılık Dönemi
Söz ve Nişanlılık Döneminde Eş Adaylarının Birbirini tanımaları için neler yapmalılar, Nelere Dikkat etmeliler.
Evlilik ve Ebeveynlik
Evliliğinizi daha sağlıklı yürümesi ve Daha iyi çocuklar yetiştirmek için yardımınıza hazırız.
Aldatma, Boşanma, Ayrılma
Aldatma ve Sonuç olarak Boşanma ve Ayrılma istenmeyen bir durumdur. Bu dönemi daha sağlıklı geçirmenize yardımcı olalım.
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 32° 23°
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68785.7106
Euro6.28976.3149
Saat
Takvim
Aile Evlilik Çift Terapisti Çocuk Ergen Pedagogu 0532 158 35 55
İNSAN HAYATINDA UÇAK YOLCULUĞUNUN ÖNEMİ
21/06/2019

İNSAN HAYATINDA UÇAK YOLCULUĞU’ NUN ÖNEMİ

Hepimiz kuşlar gibi özgürce uçmak isteriz değil mi?

Hepinizin evet dediğini duyar gibiyim. Ama bazı insanların önündeki engel uçak korkusu veya uçuş fobisidir. Peki ya uçuş fobisi Nedir? uçuş fobisi:uçak yolculuğu esnasında ortaya çıkan şiddetli korku tablosunu ifade eder. İstatistikler, her sekiz işadamından birinin ticari görüşmelerini uçak yolculuğu yapmaktan kaçındığı için iptal ettiğini, ortalama olarak %10'luk bir nüfus diliminin uçmaktan aşırı korktuğu için uçağa binmeyi tümüyle reddettiğini ve %25'lik bir dilimin de ancak alkol ya da ilaç alarak uçakla seyahat edebildiğini göstermektedir. Duyulan korku sadece uçmakla alakalı değildir. Kişinin uçakla seyahat etmesi gerektiğini anladığı andan başlayan ve devamında bilet alması, bagajlarını hazırlaması, havalimanına gitmesi, bilet ve pasaport kontrol sıralarında beklemesi gibi süreçleri içeren bir korku söz konusudur. Doğal olarak, bu düzeydeki bir kaygı, uçmayı keyif verici bir eylem yerine işkence haline getirmektedir.

Pek çok araştırma ortaya koymaktadır ki, bilet iptallerinin çoğu havayolu şirketlerine danışılabilecek uçuş emniyeti ilgili sorulardan ziyade kişisel korkular ya da hissedilen panik ataklarla ilgilidir. Oysa, kaza ölüm oranları incelendiğinde, en düşük kayıp oranın havayolu ile seyahate ait olduğu görülür (milyonda 0.03). Bu oran, havayolu ile seyahatin araba ile seyahatten 29 kez, evde kalmaktan 18 kez, işte bulunmaktan 10 kez, caddede yürümekten 8 kez, bir yakınınız tarafından öldürülme olasılığınızdan 6 kez ve trenle seyahat etmekten 4 kez daha güvenli olduğunu ifade etmektedir (Ulusal Ulaşım İstatistikleri Raporu, 1985). Bir başka ifadeyle, kurtuluşunuzun mümkün olmadığı bir uçak kazasına uğrama riskiniz her gün trafikte böylesine ciddi bir kazadan sağ çıkamama oranınızla benzerdir.

Yine de, her uçak yolculuğunda panik atak belirtileri yakanıza yapışabilir. Nedir bu atakların belirtileri derseniz, sık ve kesik nefes alıp verme, kalp atışlarında hissedilen düzensizlik, mide bulantısı, aşırı terleme, aşırı korku ve başınıza bir felaketin geleceği, bayılıp kalacağınız ya da öleceğiniz gibi düşünceleri zihninizden uzaklaştıramama v.b. başlıca belirtiler olarak sayılabilir.

Uçuş Fobisinin Kaynağı Nedir?

Her fobi, gerçekte insan canlısını hayatta tutan içgüdüsel korkuların artmış halini ifade eder. Psikolojinin üstatlarından Seligman, bu veriden hareketle şu ilginç noktalara dikkati çeker: Muhtemelen, içimizde kimse, koyun, telefon, buzdolabı, bilgisayar fobisi gibi tanımlamalar işitmemiştir. Ancak, kan, kedi-köpek, uçak, kapalı alan, yükseklik ve benzeri fobiler ile pek çoğumuz yüz yüze gelmiş, hatta bunlardan bizzat muzdarip olup tedavi çaresi aramışızdır. Yüzyıllardır bizimle yaşayan koyun canlısının bizler için tehdit edici olmayıp da, mesela kedilerin bazılarımız tarafından hala tehditkar olarak algılanması psikoloji bilimi açısından oldukça anlaşılabilir bir haldir. Bir başka örnekle, bilgisayarın, televizyonun içine elimizi sokarak hiç bir uzmanlığı olamayan amatör tamirciler olmaya çabalamamız çok tehlikeli olmakla birlikte, elektrik çarpması tehdidine boş verebilmekteyiz. Hatta, salt bu boş vermişlikten ötürü elektrik akımına hafifçe kapıldığımız anlar dahi olmuştur. Buna rağmen, çevremizde elektrik fobisi olan kimse duymayız. Ama boyları bir kaç milimetreyi geçmeyen ve onların bizim için değil, aslında bizim onlar için tehdit unsuru olduğumuz böceklere karşı son derece fobik davranışlar sergileyebilmekteyiz. Seligman, bu hali biyolojik yatkınlık ile açıklar. Atalarımızın varlığını tehdit eden her unsur (mesela, zehirli canlılar, doğal felaketler v.b.) halen bizlerin de varlığını tehdit etmektedir. O halde, alt beynimizin salt bizleri kollamak amacıyla aşırı uyarılması, fobileri bizlere armağan etmesi de anlaşılabilir bir işleyiş şeklidir. Evet, öğrenen organizmalarız. Ancak, sinir sistemimiz olumsuzu olumludan çok daha hızlı kaydetmektedir. Niçin? Çünkü, olumlu yaşam olayları varlığımızı tehdit etmez. Mutlu bir doğum günü anısını tüm detaylarıyla hatırlamasak da, zarar görmeyiz. Ama çantamızı çalmaya çalışan bir kapkaç zanlısının bize yaşattığı felaket anını bir ömür boyu zihnimizden silemeyebiliriz. Çünkü, ani ve şiddetli bir ölüm tehdidi karşısında çaresiz kalmışızdır. İşte, fobiler, tıpkı bu örnekte olduğu gibi gelişir. Yakın aile üyelerini taklit ederek yeni davranışlar kazanan çocuk, onlarda gözlemlediği korku tutumlarını da öğrenir. Ya da uçak kazalarına dair bir belgesel izleyen bir yetişkin yolcuların yaşadığı dehşet, karmaşa, korku ve çaresizlik anlarını gördüğünde, hızla uçak fobisi edinebilir. Çünkü, intiharlar ve gönüllü ölüm (birini veya bir değeri savunmak için ölmeyi seçmek) dışında, hiç bir halde ölüme karşı sakin ve istekli değilizdir. Ölüm endişesini deneyimlediğimiz her dakika beynimize kazınır adeta. O yüzden fobilerin edinilmesi kolay, bırakılması güçtür. Ve yine o yüzden, her fobinin edinim sürecinde çoğu kez tek tekrar, o olumsuz davranışı öğrenmemiz için yeterli olmaktadır. Yaşantılanan korku ne kadar şiddetli yani bir başka ifadeyle, algılanan ölüm tehdidi ne kadar yüksek ve içinde bulunulan durumu kavrama-başetme becerileri ne kadar düşük ise fobik davranış da o kadar şiddetlenir. O halde bir kere yerleştikten sonra terkedilmesi çok çaba gerektiren tüm nörotik davranışlarda olduğu gibi, fobilerde de öncelikle fobik davranışın nesnesi hakkında sağlıklı bilgi edinmek gerekmektedir. Bir diğer önemli nokta da, yaşamın sonluluğu hakkında varoluşumuzla süreğen bir kavgaya tutuşmak yerine kabul olgunluğu yolunda çaba sarf etmek olsa gerek. Bu çabadır ki, var oluşumuzun biricik anlamını para, ölümsüzlük, mal varlığı, süreğen mutluluk ve her alanda mükemmeliyet gibi yaşamsal gerçekliğin naif dokusunu yok eden faktörlerden bizi kurtarabilir. Ve belki de, dostluk, amaçlılık, sevecenlik, sosyal bütünlük, evrensel değerler gibi çok daha insancıl öğelerle donatılmış keyifli bir hayata bizleri taşıyabilir. Yine de, uçuş fobisi salt olarak varoluş kaygılarımızı sorgulamakla dinmez.

Uçuş Fobisinde Tedavi Şekilleri Nelerdir?

 

1.            Psiko-Eğitim: Korku, kaygı ve fobi kavramları arasındaki farklar gözden geçirilir; uçuş korkusuna yol açan faktörler (kaza haberleri, beden duyumları, uçağın hareketleri, yüksekten korkma, evden uzak kalma v.b.) tartışılır; uçakların nasıl uçtuğu, sınıfları ve özellikleri hakkında bilgi verilir.

2.            Soluk Alıp-Verme Eğitimi: Hızlı ve kesik nefes alıp verme yerine, yavaş ve derin nefes alıp verme çalışılır. Kaygıyı tetikleyen faktörlerden biri de sık sık ve kesik kesik nefes alıp vermedir. Bu durumda beyne yeterince oksijen gitmediğinden kişi kendisini kötü hisseder ve kaygı düzeyi yükselir.

3.            Düşüncelerle Yüzleşme (Bilişsel Terapi): Tepkilerimizi oluşturan ana faktör olayların veya durumların kendisi değildir. Ana faktör, bu olayları nasıl yorumladığımız ya da onlara hangi anlamları yüklediğimiz ile ilgilidir. Bu atıflarımız aynı zamanda nasıl hissedeceğimizi de belirler. Yıkıcı açıklamalarımız bizi strese sokabilir. Oysa, bilişsel teknikler bizi bir bilim insanı gibi düşünmeye yönlendirebilir. Bir başka ifadeyle, yorumlarımızın doğruluğunu ya da yanlışlığını sınayabilir, karşılaştığımız durumlara dair alternatif açıklamalar üretebiliriz. Tedavide, uçuş felaket senaryolarına danışanı iten düşüncelerini tanıması, bunlara meydan okuması, bu düşünceler ile savaşabilmesi önemlidir. Terapist, kaygıyı azaltacak alternatif düşünceler üretebilme noktasında danışan için önemli bir rehberdir

4.            In Vitro (Deneysel Ortamda) Maruz Bırakma: Derecelendirilmiş, adım adım gelişen in vitro egzersizler bağlamında danışanı korktuğu durumla yüzleştirebilme önemli bir davranışçı terapi yöntemidir. Kişinin kaygı ya da korkusu dinene dek ilgili egzersizleri sürdürmesi önemlidir. Danışan, uçuşla ilgili en az korktuğunu belirttiği safhadan (mesela bavul hazırlama) en fazla korktuğunu belirttiği safhaya dek (mesela uçağa adım atma) bir dizi derecelendirilmiş egzersize bilgisayar simulasyonları ile maruz bırakılır. Örneğin,

 

Senaryo 1: Ev (evde bavul hazırlama)

 

Senaryo 2: Havalimanı (limanda biniş kartı kontrol sırasında bekleme, inen-kalkan uçakları izleme, seslerini duyma, diğer uçuşların anonslarını işitme)

 

Senaryo 3: Uçak (uçağa geçiş, küçük bir camdan dışarıyı izleme, motorların çalışması, kabin ekibinin uçuş talimatlarını bildirmesi, uçağın hareket etmesi, hızlanması, kalkışa geçmesi, farklı hava şartlarında uçuş, iniş ve bu süreçlerde beklenmeyen olay örnekleri)

 

Böyle bir tedavi modeli, geleneksel terapilerle karşılaştırıldığında, gerek danışan gerekse terapist açısından pek çok avantaj taşır. Her şeyden önce bilgisayar programları yardımıyla olası riskler, istemli ancak kişilere zarar vermeksizin ele alınabilir. Danışanın korunmuş ve yalıtılmış hissettiği terapistin güven dolu muayenehanesinden dışarı adım atmasını sağlayarak asıl dünyaya onu hazırlar. Bunu yaparken, danışanı gerçek ortama sokarak tedaviden kaçınmasına neden oluşturmadığı için çok daha etkilidir. Aynı egzersizleri, terapi merkezinden ayrılmaksızın bir ya da bir çok kez tekrar etme kolaylığı sağladığından tedavinin süresi kısalır ve tedavi giderleri azalır. Son olarak egzersizleri kişinin ana korkuları çerçevesinde ona uygun hazırlamak mümkündür. Akla en uzak senaryolar dahi programlanarak ele alınabilir. Bu ve benzeri durumları kontrollü bir ortamda tekrar tekrar yüzleşerek tanıyan bir danışanın korkusunu yenmesi, böyle bir yüzleşmeyi hayalinde dahi canlandırmaktan kaçınan uçuş fobili bir başka kimseye kıyasla çok daha mümkündür. Tıpkı, iyi bir cerrahın belki de bir zamanlar ilk otopsi dersinde bayılması gibi... Ya da köyünde traktörden öte taşıt görmeyen bir taksi şoförünün şehir trafiğine adım attığı zaman yaşadığı dehşet duygusu gibi... Veya bir evladın askerlik öncesi kışlada ne yapacağını bilememesi gibi..

 

Yaşam, cesurları sever ve güzel zamanları onlara sunar...

Ne dersiniz?

  

AİLE EVLİLİK ve ÇİFT DANIŞMANI Dr. EKREM ÇULFA 

 MYLİFE DANIŞMANLIK 05333738123

 



15 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çocuğum İlkokula Hazır mı? - 17/09/2019
Kıymetli Veliler ve çocuk yakınları, bu yazımda Size Okul olgunluğunun tanımı ve 72 ayını tamamlamış çocukların gelişim alanlarına göre başarması gerekli itemler ifade edilmiştir.
Vaktinde ve Yerinde Rekabet Etmeden Yola Devam Etmek Bir Erdemdir - 05/09/2019
Özgüveninizi aşağıya çekecek ve Sizi yetersiz hissettirecek durumlarda asla kendinizi başkalarıyla kıyaslatmayın ve kıyaslanmasına müsade etmeyin.
Yeniden Ruhsal Doğum ve İyileşme Nasıl Olur? - 28/08/2019
YENİDEN RUHSAL DOĞUM VE İYİLEŞME SÜRÜCECİNDE PROFESYONEL YARDIM ALMAK İÇİN PSİKOTERAPİSTLER İLE İLETİŞİME GEÇİN ONLAR SİZE YARDIMCI OLABİLİRLER.
Kötü Giden İlişkinizi Kurtarmanın Ve İyileştirmenin Yolları - 01/07/2019
Kötü Giden İlişkinizi Kurtarmanın Ve İyileştirmenin Yolları Öfke, düşmanlık, Uyumsuzluk, iletişimsizlik, kıskançlık, Güç Savaşları vb Sorunlarla başa çıkarak, ilişkinizi olumsuz etkileyen durgunluğunuzu üstünüzden atlatmaya,vb...
Hamilelik Dönemi ve Lohusalıkta Aldatılma korkusuyla nasıl baş etmek için 11 altın kural - 23/06/2019
Hamilelik Dönemi ve Lohusalıkta Aldatılma korkusuyla nasıl baş etmek için 11 altın kural Öncelikle sorunlarla önleyici bir şekilde baş etmek için sorun oluşmadan müdahalenin önemli olduğunu belirtmemde yarar var.
Ne Zaman ve Hangi Durumlarda Psikoterapist'e Gidilir? - 21/06/2019
Ne Zaman ve Hangi Durumlarda Psikoterapist'e Gidilir? Öncelikle şunu hatırlatmakta yarar var; Psikoterapi kelimesine günlük hayatta sıklıkla rastlıyoruz. Peki anlamını biliyor muyuz?
Çiftlerarası İlişkilerin 5 Türü - 31/05/2019
Çiftlerarası İlişkilerin 5 Türü Merhabalar... Her insan farklıdır ama insanların kurdukları ilişkiler belirli kalıplar içerisindedir.
Çiftlerarası İlişkilerin 5 Türü - 31/05/2019
Ah Şu İletişim ve İlişki Sorunları .... Tekrar Merhabalar... Her insan farklıdır ama insanların kurdukları ilişkiler belirli kalıplar içerisindedir.
Ani duygu değişimleri yaşayanlar dikkat!!! Âni duygu değişimlerine neden olan Borderline Kişilik Boz - 26/05/2019
Ani duygu değişimlerine neden olan Borderline Kişilik Bozukluğu hastalığı ve tedavisi konusun
 Devamı