Ekrem Çulfa Dr Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Terapistleri
  • Anasayfa
  • https://www.facebook.com/psikolojikdanismanlar
  • http://www.twitter.com/724psikoloji

Evlilik Terapistleri
Destek Hattı : +90 544 724 36 50

Tanışma ve Flört Dönemi
Tanışma ve Flört Dönemi Nedir? Kız ve Erkekler Bu Dönemde Nelere Dikkat Etmeliler.
Söz ve Nişanlılık Dönemi
Söz ve Nişanlılık Döneminde Eş Adaylarının Birbirini tanımaları için neler yapmalılar, Nelere Dikkat etmeliler.
Evlilik ve Ebeveynlik
Evliliğinizi daha sağlıklı yürümesi ve Daha iyi çocuklar yetiştirmek için yardımınıza hazırız.
Aldatma, Boşanma, Ayrılma
Aldatma ve Sonuç olarak Boşanma ve Ayrılma istenmeyen bir durumdur. Bu dönemi daha sağlıklı geçirmenize yardımcı olalım.
AİLE EVLİLİK KOÇU TELEFONU 0505 767 5885
İstanbul, Besiktaş, Nişantaşı, Psikolog
Kadıköy ,Bakırköy, Fatih, Mecidiyekoy
Hava Durumu
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.78706.8142
Euro7.40137.4310
Saat
Takvim
Aile Bireysel Çift Evlilik Terapisti Çocuk Ergen Pedagogu 0532 158 35 55
Depremler Ailevi ve Bireysel Hayatımızda Stres Bozukluğu Oluşturabilir
16/02/2020
Depremler Ailevi ve Bireysel Hayatımızda Stres Bozukluğu Oluşturabilir

Mylife Türkiye Tv’ ye konuşan Psikoterapist Aile Evlilik Çift Danışmanı Dr. Ekrem Çulfa, 
Elazığ ve Malatya’yı vuran 6.8’ lik depremin ardından depremzedelere verilecek psikolojik desteğin önemine dikkat çekti. Depremzede mağdurlar ve özellikle çocuklarla yakından ilgilenilmesi gerektiğine dikkat çeken Çulfa, 
“Depremler uzun yıllara yayılan stres bozukluğu oluşturmaktadır. Çocuklar nasıl tepki verirse versin, en çok etkilenen gruptur. Olay sonrası çocuklarda kaygı ve korku artması gözlemlenir. Ailesinden ayrılmak istemeyebilir. Kendini ifade edebilen büyük çocuklarda ise konuşmak ve sohbet etmek gerekir.” şeklinde konuştu.
Psikoterapist Ekrem Çulfa, 6.8’lik depremi yaşayan depremzedelere yönelik nelerin yapılmasına ilişkin Mylife Türkiye Tv’ ye açıklamalarda bulundu.
“Depremler hem ailevi hem bireysel uzun yıllara yayılan stres bozukluğu oluşturmakta”
İnsan ruhununun depremle yaşadığı bir imtihan olduğunu belirten Psikoterapist Ekrem Çulfa,
“Elazığ’da yaşanan yıkıcı deprem bir kez daha korkuttu ve bize geçmişi hatırlattı. 1999 depremi hala hafızamızda… Ve bu ortak yaralar bizi kenetleyen başka bir değer… Malum, coğrafya olarak deprem bölgesiyiz. Bununla birlikte deprem bölgesinde yaşıyor olma gerçeği, olaydan etkilenmemeye sebep değildir. Bu nedenle her deprem; bu acıyı yaşayanlar kadar şahit olanlarda da kaygı ve korkuyu tetikler. Psikolojik olarak araştırmalar göstermiştir ki, depremler insanlar üzerinde uzun yıllara yayılan stres bozukluğu oluşturmaktadır.” dedi.
“Ani olaylarda insanın şok yaşaması çok doğaldır”
Psikoterapist Ekrem Çulfa, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) bir çok şekilde kendini ortaya koymakla birlikte korku ve kaygı başta gelir. Bunun anlamı, şok ile birlikte bağışıklık sisteminin ruhsal olarak zayıf düşme halidir. Ani olaylarda insanın şok yaşaması çok doğaldır. İnsanoğlu genel olarak düzeni önemser. Çünkü var olan her düzen bilindiktir ve güvenlidir. Şok anında yaşanan olay, beyinde ‘acil durum’ alarmının verilmesine sebep olur ve bütün detaylarla kayda geçer, bir nevi sabitlenir. Görüntü, ses, koku, renk, his olarak birbiri ile iç içe geçmiş olay örgüsü şok yaşanması ile birlikte kişinin (başta fark etmese de) uzun vadede yıllarını işgal eden sorunlar zinciri haline gelebilir.”

“Korku ve kaygılar yaş faktörü ile de yakından etkilidir”
Depremle yaşanan kayıpların fiziksel olduğu kadar duygusal olarak da yoğun yaşandığına dikkat çeken Psikoterapist Ekrem Çulfa, şunları söyledi:
“Ani olaylardaki şok, aslında hazır olmadığımız ve beklemediğimiz bizi sarsan durumlara maruz kalmaktır. Deprem, sel, yangın, ölüm, taşınma gibi tüm kayıplar bunlardan bir kaçıdır. İleriye dönük planların, hayallerin, umutların ve hatıraların bir anda kayıp gitmesi gerçekten ağır bir durumdur. Kişilerin psikolojik durumları, yaşanan kötü olayları yorumlarken de etkilidir. Her bireyin etkilenme derecesi ve olaylara verdiği tepki farklıdır. Korku ve kaygılar yaş faktörü ile de yakından etkilidir.”
“Odaklanma zorlukları yaşanması da normaldir”
“Deprem, sel, yangın gibi doğal afetler sonucunda insanın yaşadığı acılarda çaresizlik ve acizlik, korku ile birleşmektedir. korku, kaygı, endişe, öfke, tedirginlik, ümitsizlik, suçluluk duygusu, karamsarlık, hayal kırıklığı gibi birçok duyguların yaşanması bu süreçte normaldir.” Psikoterapist Ekrem Çulfa, “Bireylerde çok sık İniş çıkışlı haller de gözlenebilir. Düşünceler, duygular, davranışlar yine bu ani olayların etkisinde şekil alır, hatta değişkendir. Yaşananlar tazedir ve sürekli zihinde geçmiş tekrar eder. Yeniden aynı olayın yaşanması korkusu da vardır. Dikkat dağınıklığı, hatırlama güçlükleri, kararsızlık, odaklanma zorlukları yaşanması da normaldir. Eğer bu doğal afetlerde yakınlarını kaybedenler varsa üzüntü, öfke ve suçluluk duyguları da kaçınılmazdır.” şeklinde konuştu.
“Bir şekilde duygu aktarımı sağlanmalıdır”
Bazı kişiler olaydan etkilenmemiş gibi bir tavır sergileyebildiklerini söyleyen Psikoterapist Ekrem Çulfa, şöyle konuştu:
“Sağa sola koşuşturup yardım ederek o anda güçlü görünebilir. Her ne kadar etkilenmemiş gibi görünse de belli bir sürenin sonunda karamsarlık, halsizlik, üzüntü, belki içe kapanma başlayacaktır. Kişinin kendi farkındalığı olmasa da etrafın bu konuya dikkat etmesi gerekir. Deprem gibi doğal afetlerde bazı kişilerin de donuk bir şekilde hiçbir tepki vermediklerini gözlemlersiniz. Hiçbir mimik yoktur. Bunlar o anın şoku ile verilen ve kişiye göre değişken tepkilerdendir. Bir şekilde duygu aktarımı sağlanmalıdır.”
“Mümkün olduğu kadar duygular ifade edilmelidir”
Depremzedelere psikolojik olarak yaklaşım konusunda da Mylife Türkiye Tv’ ye açıklamalarda bulunan Psikoterapist Ekrem Çulfa, 
“Mümkünse duyguları anlatmaya çalışmak, dışa aktarmak gerekir. Bazılarında sürekli olayı anlatma ihtiyacı oluşurken bazılarında içe kapanmalar olabilir. Mümkün olduğu kadar duygular ifade edilmelidir. Bu sürecin zor olduğu kadar zaman aldığını da bilinmelidir.” dedi.
“İsyan etmeler gözlemlenebilir”
Psikoterapist Ekrem Çulfa, şunları söyledi:
“Adı ne olursa olsun tüm kayıplarda ‘yas’ süreci yaşanır. Bu süreç bir ‘şok’ ile başlar ve bu ani olayı kabullenmek, sindirmek zaman alabilir. Keşkeler bitmez. Suçlamalar veya suçluluk duygusu yaşamalar, yine bu yas sürecinin diğer yönüdür, normaldir. Acizliğe veya başa gelene itiraz, isyan etmeler gözlemlenebilir. Bu dönem, kişinin durumuna göre oldukça değişkendir. Ve düzene girmek, günlük normal yaşama dönebilmek için kaliteli zamana ihtiyaç vardır. İçe kapanmamak, sosyal olmaya çalışmak, daha önce iyi gelen alışkanlıklara devam etmek kişinin kendi elinden tutması için iyi bir yöntemdir.”
“Çocuklarla konuşmak ve sohbet etmek gerek”
Depremden etkilenen çocuklara yönelik daha hassas olunması gerektiğini vurgulayan Psikoterapist Ekrem Çulfa, “Çocuklar nasıl tepki verirse versin, en çok etkilenen gruptur. Olay sonrası çocuklarda kaygı ve korku artması gözlemlenir. Ailesinden ayrılmak istemeyebilir. Anne veya baba ile fiziksel yakınlık, onlardan ayrılmamak, tek yatamamak, uyku sorunları, kaybetme korkusu gibi yetişkinlerde görülen çoğu sorunlar çocuklarda da ortaya çıkabilir. Bu süreçte çocuklarla daha fazla vakit geçirmek, duruma göre destek almak gerekir. Oyun terapisi, emdr terapisi, sosyal aktiviteler duygusunu tam aktaramayan, zorlanan çocuklarda faydalı olmaktadır. Kendini ifade edebilen büyük çocuklarda ise konuşmak ve sohbet etmek gerekir.” şeklinde konuştu.
“Aksi takdirde günlük, normal hayata dönmek daha da zorlaşacaktır”
Psikoterapist Ekrem Çulfa, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuk veya yetişkin olsun olaydan sonraki haftalarda belirtiler geçmemiş ise mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. Aksi takdirde günlük, normal hayata dönmek daha da zorlaşacaktır. Yas süreci sağlıklı atlatılamazsa, gerekli müdahaleler edilmezse farklı davranış bozukluklarıyla kişinin yaşantısını olumsuz etkimeye başlar. Psikoterapi, emdr terapi, hipnoterapi oyun terapisi gibi birçok yöntemler destek için uzmanların uyguladığı etkili yöntemlerdir. Takılıp kalınan, beraberinde farklı belirtiler ile yön değiştirip dallanıp budaklanan her ani olay ve durum, ancak profesyonel yardım ile düzeltilebilir.”


32 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Korona, Karantina ve Pandemi Sürecinde Aile Evlilik Çift Terapisine Gidenler Neden Bu Kadar Arttı? - 22/05/2020
Korona, Karantina ve Pandemi Sürecinde Aile Evlilik Çift Terapisine Gidenler Neden Bu Kadar Arttı? Günümüzde terapi kelimesi genellikle mevcut durumu daha iyiye getirme hali için kullanıldığından, çift ve aile evlilik terapisi de
KORONA VİRÜS VE KARANTİNA SÜRECİ ÇİFT İLİŞKİLERİNİ NASIL ETKİLİYOR? - 22/04/2020
KORONA VİRÜS VE KARANTİNA SÜRECİ ÇİFT İLİŞKİLERİNİ NASIL ETKİLİYOR? "Eşimle daha önce bu kadar sorun yaşamıyorduk, eşim koronavirüs nedeniyle sürekli evde olduğundan tartışmalarımız çok arttı. Bu gidişle boşanacağız gibi görünüyor," veya
HOW DOES THE KORONA VIRUS AND THE QUARANTINE PROCESS DOUBLE RELATIONSHIPS? - 22/04/2020
HOW DOES THE KORONA VIRUS AND THE QUARANTINE PROCESS DOUBLE RELATIONSHIPS? "We had no problems with my wife before, because my wife is always at home because of coronavirus, our discussions have increased a lot. It seems that we will divorce with
KISIRLIK TEDAVİSİ GÖREN ÇİFTLER ARASI İLETİŞİM VE UYUM NASIL OLMALIDIR? - 09/04/2020
KISIRLIK TEDAVİSİ GÖREN ÇİFTLER ARASI İLETİŞİM VE UYUM NASIL OLMALIDIR? Kısırlık tedavisi gören çiftlerin çoğu, çocuk sahibi olmak amacıyla görülen tedaviyi hem fiziksel, hem psikolojik, hem duygusal hem de ailevi açıdan büyük özveri gerektiren
Yaşlılık Dönemlerinde Aile Yaşamı ve Sosyal İlişkiler Nasıl Düzenlenmelidir? - 07/04/2020
Yaşlılık Dönemlerinde Aile Yaşamı ve Sosyal İlişkiler Nasıl Düzenlenmelidir? Bir araştırma kayıtlarına göre, 1680 yılında doğan her 19 kişiden sadece 2’ si 65 yaşına geliyorken, tam 300 yıl sonra 1980’de doğan her 19 kişiden 15’i 65 yaşına
DUYGUSAL İNTİHAR NEDİR? - 02/04/2020
DUYGUSAL İNTİHAR NEDİR? DUYGUSAL İNTİHAR İLE BAŞETME YOLLARI NELERDİR?
WHAT İS EMOTIONAL SUICIDE? - 31/03/2020
WHAT İS EMOTIONAL SUICIDE? EMOTIONAL SUICIDE is also called an act of self-sabotage. It’s that moment when we kill our connection to ourselves, we go “offline.”
EVDE KAL TÜRKİYE … KORONAVİRÜS' Ü TAKINTI HALİNE VE PANİK ATAK HALİNE GETİRME !!! - 30/03/2020
EVDE KAL TÜRKİYE … KORONAVİRÜS' Ü TAKINTI HALİNE VE PANİK ATAK HALİNE GETİRME !!! Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını için tedbirlerin mutlaka titizlikle alınması elbette çok önemli ancak bu tedbirler mantık dışı takıntılar haline
TURKEY REMAIN AT HOME- MAKING A CORONAVIRUS INTO REINFORCEMENT AND A PANIC ATTACK - 30/03/2020
TURKEY REMAIN AT HOME- MAKING A CORONAVIRUS INTO REINFORCEMENT AND A PANIC ATTACK For the new type of coronavirus (Kovid-19) epidemic, precautions must be taken carefully, of course, but these measures should not be made unreasonable obsessions.
 Devamı